Çekim Yasası Dinimizde Var mı? Kalbimin Aradığı Cevabı Bulma Hikâyem
Konferanskoltuk ailesi merhaba! Bu içeriğimizde “Çekim yasası dinimizde var mı” konusunu tüm detaylarıyla inceliyoruz.
Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda, elimde kahvem ve yıllardır yanımdan ayırmadığım günlük defterimle oturduğum bir akşamı hiç unutamıyorum. O gün gökyüzü griydi. Erciyes’in üzerine çöken bulutlar sanki benim içimdeki karışıklığı anlatıyordu. 25 yaşındaydım ve hayatımda bazı şeylerin neden istediğim gibi ilerlemediğini anlamaya çalışıyordum.
Çocukluğumdan beri yazmayı severim. Mutlu olduğumda da yazarım, kırıldığımda da… Bazen birkaç cümleyle bütün günümü anlatırım. Günlüğüm benim en yakın arkadaşım gibidir. Kimseye söyleyemediğim korkularımı, umutlarımı ve hayallerimi onun sayfalarına bırakırım.
O akşam günlüğümün boş bir sayfasını açtım ve şu cümleyi yazdım:
“İnsan gerçekten istediği şeyleri hayatına çekebilir mi? Yoksa her şey Allah’ın takdiriyle mi olur?”
Bu sorunun cevabını uzun süre aradım. Çünkü bir yandan çekim yasası hakkında duyduklarım beni heyecanlandırıyordu, diğer yandan inancım bana bambaşka sorular sorduruyordu.
Bir Tesadüf Gibi Başlayan Merak
Birkaç ay önce hayatımın zor bir döneminden geçiyordum. Kendimi başarısız, yorgun ve biraz da kaybolmuş hissediyordum. Çevremde herkes bir şeyler başarıyor gibi görünüyordu. Kimi yeni bir işe başlamıştı, kimi evlenmişti, kimi hayallerine ulaşmıştı.
Ben ise kendi içimde sürekli aynı soruyu soruyordum:
“Neden benim hayatım istediğim noktaya gelmiyor?”
Bir gün arkadaşlarımla otururken konu çekim yasasına geldi. Arkadaşım, pozitif düşünmenin ve hayallerine inanmanın hayatını değiştirdiğini anlattı. Daha önce bu konuya hiç ciddi bakmamıştım. Hatta biraz mesafeli duruyordum.
Ama onun anlattıkları bende bir merak oluşturdu.
Eve döndüğümde internette “Çekim yasası dinimizde var mı?” diye araştırmaya başladım. Birçok farklı görüşle karşılaştım. Bazıları bunun insanın düşüncelerinin gücüne inanması olduğunu söylüyordu. Bazıları ise çekim yasasının dinle bağdaşmadığını savunuyordu.
Kafam daha da karışmıştı.
Çünkü ben sadece daha iyi bir hayat istemiyordum. Ben inancımı kaybetmeden umut etmek istiyordum.
Günlüğümdeki Bir Cümle Beni Çok Etkiledi
O gece yine günlüğümü açtım. Eski yazılarımı okumaya başladım. Aylar önce yazdığım bir cümle gözüme çarptı:
“Allah’a güveniyorum ama bazen O’nun bana hazırladığı güzellikleri göremediğim için üzülüyorum.”
Bu cümleyi okuyunca uzun süre düşündüm.
Belki de benim aradığım şey sadece çekim yasası değildi. Belki de asıl aradığım şey, umut etmek ile teslim olmak arasındaki dengeydi.
İnsan bazen hayaller kurar. Daha güzel bir iş ister, huzurlu bir yuva ister, başarılı olmak ister. Bunları istemek kötü bir şey değildir. Kalbimizde güzel şeylere karşı bir arzu olması insan olmanın bir parçasıdır.
Ama burada önemli olan noktanın neye inandığımız olduğunu fark ettim.
Sadece kendi düşüncelerimizin evrene hükmettiğine inanmak bana doğru gelmiyordu. Çünkü benim inancıma göre hayatın sahibi Allah’tı. Ben isterdim, çalışırdım, dua ederdim ama sonucu yaratan Allah olurdu.
Bu düşünce içimde büyük bir rahatlama oluşturdu.
Çekim Yasası ve İslam Arasında Kurmaya Çalıştığım Bağ
Çekim yasası dinimizde var mı sorusuna kendi hayatım üzerinden cevap ararken şunu fark ettim: İslam’da insanın niyetine, duasına ve güzel düşünmesine büyük önem verilir.
Peygamber Efendimizin güzel düşünmeye, umuda ve Allah’a güvenmeye dair birçok öğüdü vardır. İnsan kalbinden geçenleri, niyetlerini ve davranışlarını güzelleştirmeye çalışır.
Fakat burada çok hassas bir çizgi vardır.
Bir insanın “Ben bunu düşündüm, kesinlikle olacak” demesiyle “Allah’tan hayırlısını diliyorum, bunun için çabalıyorum ve güzel düşünmeye çalışıyorum” demesi aynı şey değildir.
Benim için bu fark çok önemliydi.
Çünkü daha önce bazen hayallerime ulaşamadığımda kendimi suçluyordum. Sanki yeterince olumlu düşünmediğim için başarısız olmuşum gibi hissediyordum.
Bu düşünce beni yoruyordu.
Bir gece bunu fark ettiğimde gözlerim doldu. Çünkü aslında kendime gereğinden fazla yükleniyordum.
Kayseri’de Sessiz Bir Sabah ve Değişen Bakış Açım
Bir sabah erkenden kalkıp yürüyüş yapmak için dışarı çıktım. Kayseri’nin sabahları bana her zaman farklı gelir. Sokaklar sakindir, insanlar işlerine yetişmek için hazırlanır, soğuk hava insanın yüzüne hafifçe dokunur.
O gün yürürken Erciyes’e baktım.
Dağın orada öylece durması bana çok şey düşündürdü. Yıllardır aynı yerdeydi ama her mevsim farklı görünüyordu. Bazen bembeyaz, bazen sislerin içinde, bazen güneşin altında…
Belki insan hayatı da böyleydi.
Her dönem aynı görünmezdi.
Ben de hayatımın sadece zor günlerine bakıp bütün geleceğimi karanlık görüyordum.
O yürüyüşten sonra günlük defterime şunu yazdım:
“Ben hayatımı güzelleştirmek için elimden geleni yapacağım. Kalbimi güzel tutacağım. Ama kaderimin sahibinin Allah olduğunu unutmayacağım.”
Bu cümle bana büyük bir huzur verdi.
Hayaller Kurmak Günah mı, Yoksa Bir Dua Gibi mi?
Uzun süre hayal kurmanın yanlış olup olmadığını düşündüm. Çünkü bazı insanlar hayal kurmayı sadece dünyevi bir istek gibi görüyor.
Ama insanın içinde umut olması bence çok kıymetli.
Bir öğrencinin başarılı olmayı istemesi, bir insanın iyi bir eş dilemesi, bir kişinin daha güzel bir hayat için çabalaması kötü değildir.
Önemli olan, bu isteklerin kalbimizi nasıl etkilediğidir.
Eğer hayallerimiz bizi şükürden uzaklaştırıyorsa, sadece dünyaya bağlanmamıza sebep oluyorsa elbette dikkat etmek gerekir.
Ama hayallerimiz bizi çalışmaya, dua etmeye, daha iyi bir insan olmaya yönlendiriyorsa bunun güzel bir tarafı vardır.
Ben çekim yasası konusunu araştırırken aslında kendimi de keşfettim.
Benim asıl ihtiyacım sürekli pozitif cümleler kurmak değilmiş.
Benim ihtiyacım, umudumu kaybetmemekmiş.
Beklediğim Şey Olmadığında Yaşadığım Hayal Kırıklığı
Bir dönem çok istediğim bir iş fırsatı vardı. Günlerce hazırlandım, kendimi geliştirmeye çalıştım. Olumlu düşünmeye çalıştım, dua ettim.
Ama sonuç beklediğim gibi olmadı.
O gün gerçekten çok üzülmüştüm.
Günlüğümün başına oturup uzun uzun yazdım. Kendimi başarısız hissediyordum. “Demek ki olmadı, demek ki yeterince inanmadım” diye düşündüm.
Sonra biraz zaman geçince olaylara başka açıdan bakmaya başladım.
Belki de olmaması benim için bir kayıp değildi.
Belki de Allah beni başka bir yola hazırlıyordu.
Bunu anlamak kolay olmadı. Çünkü insan istediği şey gerçekleşmeyince hemen üzülüyor. Ben de üzüldüm. İçim acıdı. Hayal kırıklığı yaşadım.
Ama zaman geçtikçe bazı kapıların kapanmasının da bir hikmeti olabileceğini gördüm.
Çekim Yasası Dinimizde Var mı Sorusuna Kalbimden Gelen Cevap
Bugün bana “Çekim yasası dinimizde var mı?” diye soran biri olsa ona kendi yaşadıklarımdan bahsederdim.
Benim için mesele sadece düşüncelerimizin hayatımızı değiştirmesi değil.
Benim için mesele niyet, emek, dua ve Allah’a güven arasındaki dengedir.
Güzel düşünmek önemlidir. Çünkü insanın düşünceleri davranışlarını etkiler. Umutlu olan insan daha çok çabalar, daha çok fırsat görür ve hayata farklı bakar.
Fakat bütün gücü sadece kendimize vermek, hayatın kontrolünün tamamen bizde olduğunu düşünmek inancımla örtüşmüyor.
Ben artık hayallerimi kurarken şöyle düşünüyorum:
“Allah’ım, benim için hayırlı olanı nasip et. Bana doğru yolu göster. Bana çabalama gücü ver.”
Bu düşünce bana eskisinden çok daha fazla huzur veriyor.
Günlüğümün Son Sayfasına Yazdığım Umut
Geçenlerde eski günlüklerimi karıştırırken o ilk soruyu yazdığım sayfayı tekrar buldum.
“İnsan gerçekten istediği şeyleri hayatına çekebilir mi?”
Altına yeni bir cümle ekledim:
“İnsan güzel şeyleri isteyebilir, bunun için çalışabilir ve umut edebilir. Ama en güzel sonuç, Allah’ın onun için seçtiği sonuçtur.”
Bu cümle benim için büyük bir değişimin sembolü oldu.
Çünkü artık hayatımda olan her şeyi sadece istediğim gibi olup olmadığıyla değerlendirmiyorum. Bazen beklediğim şey gelmiyor ama başka güzellikler karşıma çıkıyor.
Çekim yasası dinimizde var mı sorusunun cevabını ararken aslında kendimle ilgili çok daha büyük bir şey öğrendim.
İnsan kalbini güzel tutmalı.
İnsan umut etmeli.
İnsan çalışmalı.
İnsan dua etmeli.
Ve bütün bunları yaparken Rabbine güvenmeyi unutmamalı.
Kayseri’de küçük balkonumda başlayan bu düşünce yolculuğu bana şunu öğretti: Hayat sadece istediklerimizi elde etmekten ibaret değil. Bazen en büyük kazanç, beklerken değişen kalbimizdir.
Önerdiğimiz İçerik: Toz bulutu nasıl oluşur ?