Burun Boşluklarını Birbirinden Ayıran Bölmeye Ne Ad Verilir? Bir Soru, Bir Anı, Bir Hayal
Bazen, sorulara verdiğimiz cevaplar bir yanıt olmaktan çok, bizi bir yerden başka bir yere taşıyan bir yolculuğa dönüşür. Bugün, burun boşluklarını birbirinden ayıran bölmeye ne ad verildiğini soracağım. Bunu sormamın, tek bir insanın hayatında anlam taşıyan bir sorudan daha fazlası olacağını düşündüm. Biraz ilerlediğinizde, cevabın aslında ne kadar derin bir anlam taşıyabileceğini fark edeceksiniz.
Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde, 25 yaşımda Kayseri’de yaşıyor olmamın ne kadar anlamlı bir yerde olduğunun farkına vardım. Bu şehir, bazen insanın ruhuna derinlemesine işler. Ama çoğu zaman da bir duvar gibi durur karşınızda. Hangi açıdan bakarsanız bakın, bazen her şey çok net olur, bazen de bir türlü şekil almaz. Bu yazıyı yazarken de tam olarak böyle hissediyorum. Belki de o yüzden, “burun boşluklarını birbirinden ayıran bölme” diye basit bir soruyu kendime sordum ve şimdi bu soruyu, bir insanın hayatına dair bir soru gibi soruyorum. Bu yazı, işte böyle bir şeyin ürünü olacak.
Aniden Duyduğum Bir Soru
Hayat bazen karşımıza hiç beklemediğimiz anlarda soruları çıkarıyor. Bu yazıyı yazmaya başlama kararı, aslında çok basit bir sohbetin içinde şekillendi. Bir akşam, Kayseri’deki parktan eve dönerken, kafamda bir soru beliriverdi: “Burun boşluklarını birbirinden ayıran bölmeye ne ad verilir?” Bir anda çok net bir şekilde bu soru kafamda yankılandı. Benim gibi sorularla kafa patlatan biri için, bu sorunun basit olacağını düşündüm, ama bunun ardında daha derin bir anlam yattığını fark ettim.
Günlüklerim, bir şekilde duygularımın olduğu yer. O anı kaydetmek istedim. “Septum” diye düşündüm, ama yazarken, bu soruyu kendime sormamın neden bu kadar önemli olduğunu anlamadım. İçimden bir şeyler konuşuyor gibiydi. “Septum,” dedim, “ama bu kelimenin içindeki anlam bana başka bir şey çağrıştırıyor.” Hangi insan, hangi hikâyeye ya da hangi duygulara takıldığında bu kadar dikkatli olur? Duyguların, kelimelere nasıl sızdığını anlamaya çalıştım.
Bir Yalnızlık Hikâyesi
Aslında yazmaya başladığımda, kafamda başka bir şey vardı. O akşam evime dönmeden önce, yalnızlık hakkında düşündüm. Kayseri’nin sokakları, her zamankinden biraz daha sessizdi. Kışın o soğuk günlerinde, parkta yürürken bir an “ben” dedim, “benim burun boşluğumu birbirinden ayıran şey ne? Neyi birbirinden ayıran bir bölmeye ihtiyacım var?” Bu bir soru değildi aslında, kendi yalnızlığımın bir yansımasıydı.
Biraz çocukken, annemle yürüdüğümüz o dar sokakları hatırladım. Dönüp de bana bakmadan yürüyen, bir şekilde huzur arayan annem, hiç fark etmeden benim duygularımı bir kenara bırakmıştı. Duygularım bir kenara atılmıştı ve bu, aslında annemin farkında olduğu bir şey değildi. Ne de olsa, herkes kendi yolu üzerinde ilerliyordu. O zamanlar, yalnızlık bir tür kabullenişti. Şimdi o anı düşününce, yalnızlık, kendini bir insan gibi hissettirme çabasıydı. Ama yalnızca bir çaba. Belki de kaybolan bir şeyin peşindeydik. O kaybolan şey, “hayatın içindeki gerçek bölme”ydi.
Bir şekilde, yalnızlık o zamanlar çok daha güzel bir şeydi. Yalnız olduğunda, insanlar kendilerini daha net görebiliyorlar. Burun boşluklarını birbirinden ayıran bölme gibi bir şeydi aslında. Bazen o bölme o kadar ince ve hassastı ki, kendini her an kaybetmek korkusu vardı. Ama bu kaybolma korkusu, insanın kendi iç yolculuğunu yapmasını engellemiyordu. Kendi yolunda ilerlerken, bir bölmeye takılabilirdi. Bir bölme, her an her şeyin ortasında olabilirdi. Ama sonunda, senin neyi hissettiğini anlayabilirsin.
Bir Yüzleşme
Kayseri’nin soğuk gecelerinde, içimde beliren bu soruya yoğunlaşmak, zamanla başka bir yere gitti. Yalnızlık ve duygular, kendilerini farklı şekillerde hissettiriyordu. Bir akşam, eski bir arkadaşımla karşılaştım. O zamanlar onunla yaptığımız sohbetlerde, her şey çok netti. O, bana her zaman hatırlatırdı, “Bazen kendini bir kelimede bulursun. Belki de o kelimenin anlamı, senin kim olduğunu anlattığında, her şey çözülür.” O zamanlar düşündüğümde, septum kelimesinin derinliği bana böyle bir şeyi hatırlatıyor gibiydi. Bir insanın hissettikleri, kelimelerin ötesinde de var olabiliyordu.
O akşam, arkadaşım bana burun boşluklarını birbirinden ayıran bölmenin “septum” olduğunu söyledi. Ama bana, tam olarak anlamını gösterdiği an, başka bir şey daha öğrendim. Bu sorunun cevabı, insanın kendine dair verdiği cevabın bir tür aynasıydı. Bazen insanlar, içinde kayboldukları bir bölmenin farkında bile olmayabilirler. Kendilerini bulmaları, hep bir duvarın arkasında bir şeyler beklemeleri gibi bir şeydi.
Bir an düşündüm, belki de en önemli soru, burun boşluklarını birbirinden ayıran bölmenin ne olduğundan çok, bizlerin o bölmelerin içindeki yerimizi nasıl bulduğumuzdu. Benim için bir septum, belki de bir ayrılıktı. Kendi içinde bir bölme vardı, kimseye açmadığım, sadece kendimi görebildiğim bir yerdi.
Sonuç: Bir Bölme, Bir Kimlik
Sonuçta, bu yazı başladığında bir soruya cevap arıyordum: Burun boşluklarını birbirinden ayıran bölmeye ne ad verilir? Şimdi, her şey biraz daha farklı bir anlam taşıyor. Belki de bizler, hayatın her anında, o ince bölmelerin farkında olmadan hareket ediyoruz. O bölme, aslında kimliğimizi şekillendiren bir çizgiydi. Her birimizin içindeki ayrılıklar, sınırları, yalnızlıkları, hepsi o bölmenin parçasıydı. Ve belki de, o bölme bizim kim olduğumuzu tanımlıyordu.
Kayseri’deki o soğuk akşamda, içimdeki duygularla bir yüzleşmeye gittiğimde, fark ettim ki, insan ne zaman bir soruyla karşılaşsa, aslında o soru, içindeki en derin hisleri ortaya çıkarıyordu. Burun boşluklarını birbirinden ayıran bölme, basit bir biyolojik terim gibi görünse de, bana bir insanın içindeki bölmenin ne kadar değerli olduğunu hatırlatmıştı. Ve bu bölmelerin arasında, belki de kendimizi bulmak, en zor ama en güzel yolculuktu.
Şimdi, o ince septumun anlamını düşündüğümde, belki de hayatın en derin yerleri, tam da burasıydı.